Gıda Toplulukları ve Gıda Politikaları: Neleri Değiştirebiliriz?

Türkiye'de gıda politikaları ve gıda hakkı önemsenmiyor, gıda güvencesi de azalıyor. Bu durumlar açlık, obezite veya gıda zehirlenmelerini tetikliyor.

19 Haziran 2023 3 Dakika Okuma Süresi
Gıda Toplulukları ve Gıda Politikaları: Neleri Değiştirebiliriz?

Gıda toplulukları, yerel üreticilerin ve bölgedeki yurttaşların tarımsal veya hayvansal üretim maliyetleriyle beraber üretimin çıktısı olan gıdaları paylaşmak için kurdukları ticari olmayan bir ortaklık. Gıda hakkı ve gıda güvencesi her geçen gün biraz daha yara alıyor. Bu ortaklık, gıda hakkı ve gıda güvencesi sorunlarına çözüm üretmeyi amaçlıyor. Ancak, dünya çapında gıda güvencesi ve gıda hakkı konusunda mevcut durum alarm verici. Dünya’da 5 yaş altı çocuklarımızın 39 milyonu aşırı kilolu, 45 milyonu aşırı zayıf, 149 milyonu da bodur. Özellikle Türkiye'deki durum endişe verici.

Neoliberal Ekonomi ve Gıda Toplulukları

Sosyal dayanışma ekonomisi, neoliberal kapitalizme alternatif bir ekonomik model oluşturarak gıda güvencesi ve gıda hakkı sorunlarını çözme yolunda ilerliyor. Sosyal fayda, demokratik katılım, kolektif mülkiyet, yatay hiyerarşi ve ekolojik sürdürülebilirlik ilkelerine dayanıyor. Neoliberal kapitalizmin aksine sermaye yerine işin niteliğine değer veriyor. Sosyal dayanışma ekonomisi karşılıklı yardım ağları, sosyal kooperatifler ve topluluk paylaşım platformları kurmayı amaçlıyor.

Sürdürülebilir gıda sistemleri ve adil gıda politikalarının önünü açan bu model, gıda topluluklarını öne çıkarıyor. Gıda toplulukları, yerelin gıda ihtiyaçlarına yanıt verirken, sosyoekonomik sürdürülebilirlik ve dayanıklılık geliştirme potansiyeli de sunuyor. Gıda topluluklarında gıda satılmak yerine topluluk üyeleri arasında dağıtılıyor. Böylece sosyoekonomik sürdürülebilirlik ve dayanıklılık geliştirme potansiyeli ortaya çıkıyor. Topluluk üyelerinden gelen gelir ve gönüllü çalışma da topluluğun çalışmasını sağlıyor.

Dünya’da gıda toplulukları hızla gelişme gösteriyor. Avrupa, Kuzey Amerika, Uzakdoğu ve Okyanusya’da kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelmesi, gıda topluluklarının nasıl kurulacağına dair fikirler içeren yayınların yapılması ve başlangıç finansmanının sağlanmasıyla ciddi bir boyuta ulaşmış durumda. Kamu kurumlarının desteğiyle gıda güvenliği de ihmal edilmiyor.

Türkiye’de Gıda Güvencesi ve Gıda Toplulukları

Türkiye’de gıda topluluklarının sayısı yok denecek kadar az seviyede. Gıda politikalarına önem verilmeyişi, neoliberal ekonomi politikalarının yarattığı lobi faaliyetleri ve siyasi krizler gıda alanının oldukça önemsizleşmesine yol açtı. Son birkaç yılda yaşadığımız COVID-19 pandemisi, ekonomik sorunlar, Maraş Depremi gıda topluluklarına ne kadar ihtiyacımız olduğunu ortaya çıkarttı. Bunların öncesinde sağlıklı beslenme trendi olarak birkaç ilde kurulan gıda toplulukları da oldu.

Türkiye’de 6-18 yaş arası çocuklarımızın %8,2’si obez, %14,3’ü aşırı kilolu, %14,9’u zayıf ve %3,9’u aşırı zayıf. 5 yaş altı çocuklarımızın %6’sı süreğen, %1,7’si ağır açlık yaşıyor. 15 milyondan fazla yurttaşımız gıda hakkı kriterlerine veya gıda güvenliği standartlarına uymayan gıdalarla besleniyor. 6 ay ve üzeri çocuklarımızın %62,4’ü her gün ekmek ve makarna tüketiyor. Çocuklarımızın %33’ü her gün sebze, %12,7’si her gün kırmızı veya beyaz et, %10,9 her gün kuru baklagil tüketebiliyor. Gümrüklerden tarım ilacı veya hastalığı sebebiyle geri gönderilen gıdalarda ilk sırayı Türkiye alıyor yıllardır. Gıda denetimindeki zafiyetleri ve gıda güvenliği sorunlarını da her gün gıda zehirlenmesi vakalarıyla görüyoruz.

Türkiye’de Nasıl Bir Gıda Topluluğu Sistemi Kurulmalı?

Türkiye’de gıda topluluklarının hayati bir önemi var. Kamu kurumları bir araya gelmek isteyen, örgütlenen yurttaşların karşısında yer alıyor. Gıda politikalarındaki açıklar, gıda güvenliği sorunları ve gıda hakkının ihlal edilmesi sürekli maskeleniyor. Öncelikle bu tutumların terk edilmesi gerek.

  • Gıda topluluklarıyla ilgili ortak akılla bir yasal mevzuat hazırlanmalı
  • Gıda Bakanlığı ve Ulusal Gıda Güvenliği Kurumu kurulmalı ve kurum bünyesinde bulunacak gıda mühendisleri gıda topluluklarında görevlendirilmeli
  • Gıda hakkı anayasal güvence altına alınmalı
  • Gıda güvenliğini neoliberal ekonomik baskılardan kurtaracak yasal düzenlemeler ortak akılla gerçekleştirilmeli
  • Üretimden kopmuş yerel üreticilerin üretime döndürülmesi için ortak akılla bir ulusal plan hazırlanmalı


KAYNAKÇA

Bunlar İlginizi Çekebilir

AGPAM’ın sizin için önerdiği çalışmaları okuyun.

Dinamo: Ar-Ge

Ülke ekonomisi için büyük bir pay oluşturan Ar-Ge faaliyetleri, yapılan harcamalar ile ekonomik büyüme arasında da doğru orantılı olarak ilerliyor.

09 Mayıs 2021 7 Dakika Okuma Süresi
Bültene abone olun!

Yazılarımız otomatik olarak mail kutunuza düşsün.
Spam göndermiyoruz!